Rus senatör: Dünya kamuoyu ABD’nin Suriye planlarına engel olmalı

Olası Afrin Harekatı hakkındaki düşüncelerimiz

Türk ve Müslüman düşmanı CIA ajanı Richard Clarke BAE emrinde!

ALTIN ORDA DEVLETİ’NİN RUSYA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

ABD’nin Arnavutluk politikası ve Türkiye’nin açmazları!

Türkiye 15 Mayıs 2017
636

Belki duymuşsunuzdur; Arnavutlara Balkanların Kürtleri denilir. Çünkü hemen her Balkan ülkesinde Arnavut etnitesine rastlanabilir. Balkanlar’da yaşayan yaklaşık 6 milyon Arnavut’un, yaklaşık 3 milyonu Arnavutluk’ta bulunuyor. Arnavutlar ayrıca başta Kosova, Sırbistan, Makedonya, Karadağ ve Yunanistan gibi komşu ülkelerde yaşıyor. Bu demografik üstünlük ve çeşitlilik nedeniyle, Arnavutluk dışında yaşayan Arnavutlar, Arnavutluk’un dış politikasında ve komşularla ilişkilerinde belirleyici role sahip. Bu fiili sosyal gerçeklik balkanlarda at koşturmak isteyen küresel güç odaklarının gözünden kaçmıyor. Amerika bunun farkında ve eline geçen her fırsatı değerlendiriyor. Neden mi? ABD’nin Balkan politikasını etkileyen Avrupa’daki çıkarları, askeri güç ve işbirliğiyle yakından ilgili olduğu gibi istikrarlı ve güvenli bir Avrupa’nın oluşması olmazsa olmazlardan. Amerika geçmişte ve şimdi soğuk savaş döneminde bireysel özgürlükleri kısıtlanan Balkan ülkelerine iki şey vaat etti; demokrasi ve tüketim. İşte bu amaçla bireysel özgürlüklerin Orta ve Doğu Avrupa’da gelişmesine destek verilmesi projeleri desteklendi, kesenin ağzı açıldı. Soros Vakfı ve diğer kuruluşlar bu tür faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerini fonladılar. Bu projelerin desteklenme gerekçesi ABD ulusal güvenlik konseptiyle ilişkilendirildi. Çok ilginçtir, ‘demokratik yönetim ve pazar ekonomilerinin yaygınlaştırılması’yla ABD emperyalizminin müttefiklerine ve ulusal çıkarlarına yönelik tehditlerin çevrelenmesi ve caydırılması düşünülmüştü.

Washington’un Orta Avrupa ve Balkanlar stratejisi, küresel ve bölgesel çıkarlarını riske atmamayı önceler. Ancak ABDli stratejilerin göz ardı etmedikleri de facto durum; Kosova’nın yanı sıra, Makedonya’da, Yunanistan’da ve doğal olarak Arnavutluk’ta bulunan Arnavut nüfusun olaylara müdahil olmasıyla krizin bütün bölgeyi ve dolayısıyla Avrupa’yı istikrarsızlaştırması olasılığıdır. Ayrıca bölgedeki etnik Arnavutların dışında, Sırplar da hesaba katılmalıdır çünkü Sırplar Ortodoks-Slav bağlantıları nedeniyle Rusya’yı arkalayarak olası Balkan krizine küresel içerik kazandırabilir. Bulgaristan’ın ve Yunanistan’ın, hatta Türkiye, ABD ve Slav-Ortodoks ekseni dışında kalan diğer güçlerin krize dâhil olması muhtemeldir ve asla düşük olasılıklı bir değerlendirme değildir. Arnavutluk’ta Amerikan dış politika yapıcılarının en önemli çehresi Amerika’nın Tiran’daki ilk elçisi William Ryerson bilinir. Amerika Birleşik Devletleri ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkiler, 15 Mart 1991’de kuruldu. Tiran’daki ABD Büyükelçiliği, 1 Ekim 1991’de Christopher Hill’ın Chargé d’Affaires Maslahatgüzar atanmasıyla başladı. Christopher Hill, Büyükelçilik binası ve yerli personel temini gibi sorunları çözdü. Daha sonra ABD elçisi William Edwin Ryerson’ Arnavutluk Hükümeti’ne 21 Aralık 1991’de güven mektubunu sundu. ABD-Arnavutluk ilişkileri gelişti ve büyüdü ve Arnavutluk, özellikle terörle mücadelede Amerika’nın en sadık müttefiklerinden biri haline geldi. (Bkz. https://medium.com/u-s-embassy-tirana/this-is-only-the-beginning-6d9cfbb82340 )

Arnavutluk ve ABD’nin terörle mücadele partnerliği biraz su götürür! Arnavutluk ABD nezdinde, 1991’den 1994’e kadar müttefik olarak görüldü. ABDli yetkililer ülkeye nüfuz etmenin yolunu, komünizm karşıtlarını destekleyip siyasal yapının iç yönetimine yatırım yapmalarıyla buldu. Bunun karşılığını ilk elden tahsil ettiler. 1992’de Arnavutluk’ta Askeri İrtibat Timi konuşlandırdılar ve Arnavutluk ordusunu öldürücü olmayan malzemeler, teknik uzmanlar ve eğitim imkânlarıyla donattılar. Arnavutluk; Şubat 1994’de NATO-Barış için Ortaklık grubunun bir üyesi oldu. Arnavutluk, CIA’nin Bosna ve tüm Yugoslavya üzerindeki keşif uçuşları için uygun üsler sağlarken, aynı zamanda ülkenin kara, deniz ve havaalanı imkânlarını NATO’nun Eski Yugoslavya’daki operasyonları için hizmete veriyordu. Washington Times’ın 03.05.1999 tarihli sayısında Jerry Seper imzalı bir makalede Usame bin Ladin’in Kosova Kurtuluş Ordusu UÇK’nın (Ushtria Clirimtare Kosoves) finansörleri arasında yer aldığına değinilmişti.(Bkz. http://www.kafkassam.com/abd-usa-adem-jasharinin-kosova-ordusunu-uck-neden-istiyor.html )

Çok farklı bir yapısı olan ve birden çok çevre ile bağlantıları olan UÇK’nın finansmanında Usame bin Ladin’in Afganistan kaynaklı eroini İran, Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Arnavutluk’la sonlanan Balkan Rotası’nı takip ederek Balkanlar’a ve Batı Avrupa’ya dağıttığı belirtilmişti. Jerry Seper bu iddiasına kaynak olarak “bazı servislerin belgelerini” göstermiş ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 1998 yılında Kosova Kurtuluş Ordusu’nu (UÇK), bin Ladin’e yakın ve uyuşturucu kaçakçılığı ile bağlantılı örgütler listesine aldığını gündeme taşımıştı. ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadeleden sorumlu kuruluşu DEA, bin Ladin’in ulaşımını bu rota üzerinde sağladığı uyuşturucunun çeşitli vasıtalarla Avusturya, Almanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsviçre ve İngiltere’ye dağıtıldığını bildirmişti. Bu arada bin Ladin’in kullandığı güzergâhlar arasında Balkan Rotası’nın yanı sıra Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ni içeren bir diğer yolun bulunduğu anlaşılmıştı.

DEA’nın tahminlerine göre Türkiye üzerinden ayda dört ila altı ton eroin bin Ladin bağlantılı gruplar tarafından batıya taşınıyordu. Kosova’da uyuşturucu trafiğinin yıllık bilançosu aynı kaynaklar tarafından yaklaşık 1.5 milyar – 2 milyar dolar düzeyinde tahmin edilirken, söz konucu yasadışı ticaretten kaynaklanan gelirin 200 dolayında özel banka ve döviz bürosu aracılığıyla aklandığı kaydedilmişti. Washington Times’de Jerry Seper’ın bu haberinden iki gün sonra yayınlanan benzer içerikli bir başka haber analizde, Kurtuluş Ordusu militanlarının Usame bin Ladin’in terör eğitim merkezlerinde yetiştirildiği ileri sürülmüştü. 1998 yılında Afrika’daki ABD hedeflerine yönetilen ve 224 kişinin hayatını yitirdiği saldırıların sorumlusu olan bin Ladin’in UÇK militanlarını Afganistan, Bosna-Hersek ve diğer bazı ülkelerde eğittiği bilgisine yer verilmişti. Arnavutluk’ta Kosova sınırına yakın Tropoje’de ABD tarafından finans edilen ABDli ajanların eğitim verdiği, İslami teröristlerin yetiştirildiği kamp bulunduğu, kampın 30.000 üyesi olduğu tahmin edilen UÇK’nın başındaki Hırvatistan’ın eski Tuğgenerali Agim Ceku ile Bin ladin’e bağlı teröristlerce ortak kullanıldığı gündeme gelmişti. Bin Ladin’in El Kaide Örgütü’nün UÇK’nın eğitimine ve finansmanına katkı sağladığından, UÇK’nın bin Ladin bağlantısı ile İslâmi Cihad militanlarının Bosna, Çeçenistan ve Afganistan’dan Kosova’ya yaklaşık 50 kişilik gruplar halinde geçişler yaptıklarından söz edilmişti. Jane’s Defence Review Dergisi de aynı dönemde bir düzineden fazla Suudi asıllı gönüllünün Kosova’ya üstlerinde Makedonyalı Arnavut olduklarını gösteren pasaportlarla girdiklerini belirtmişti.

Bin Ladin’in Arnavutluk’a gittiği yönündeki iddiaları İsviçre’nin Neue Zürcher Zeitung Gazetesi’nin 12.04.2000’de Priştine mahrecli haberler desteklemişti. Habere göre bin Ladin, Kosova ve Metohya’da görülmüştü. Bin Ladin’in beraberinde Aralık 1998’de üç İngiliz turisti öldüren Abu Hasan’da vardı. Bin Ladin Kosova’ya Arnavutluk’tan geçti ve burada Korce ile Pogradec’de yaklaşık 500 kişilik bir birlik kurarak, Presevo, Medvedja ve Bujanovac’ta bir şiddet dalgası başlatmayı plânladı. (Bkz. http://www.angelfire.com/dc/arastirma/tw002-01.htm ) Nitekim Amerika Dışişleri Bakanlığı muhtelif zamanlarda “terörizmle mücadele” söylemleri yaparken, Pentagon’un paralı özel asker grubu (MPRI) askerî danışmanının UÇK ile kol kola olduğu, UÇK gerillalarının 17 eski Amerikan subayı tarafından eğitildiği, ellerindeki silahların %70’inin Amerikan yapımı olduğu, saldırılarda Pentagon’un Mart ayında Kosova ve Makedonya sınırını gözetlemek için gönderdiği casus uçağı Apaçi helikopterlerinin kullanıldığı, 2001 yılı Temmuz ayında gazetelere manşet olmuştu. (Bkz. http://www.kizilbayrak.org/2001/sykb23/sayfa_17.html )

25.06.2008’de ABD’nin Tiran Büyükelçisi John Withers, Amerikan yasalarına göre yasak olmasına karşın Çin yapımı mühimmatı Pentagon’a taşeronluk yapan bir şirket aracılığıyla Afganistan’a göndermekle suçlandı. Amerikan Kongresi’nde konuyla ilgili yapılan özel oturumda, Albay Larry D. Harrison isimli bir askeri ataşe, soruşturmayı yapan yetkililere, ABD Büyükelçisi Withers’in, Arnavutluk Savunma Bakanı’nın, Çin yapımı mühimmatı üretim yerini gizleyerek ve yeni kasalara yerleştirerek, Arnavutluk’tan Afganistan’a silah ticareti konusunda uzmanlaşmış Miami merkezli bir şirketle gönderme planını onayladığını anlattı. (Bkz. http://www.milliyet.com.tr/abd-nin-tiran-buyukelcisi-ne-silah-kacakciligi-suclamasi—/dunya/dunyadetay/25.06.2008/880380/default.htm ) Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. ABD’nin şimdiki Tiran büyükelçisi Donald Lu tipine bakılırsa Uzakdoğulu bir ailenin etnik özelliklerini taşıyor bu sizi yanıltmasın çünkü çatır çatır Arnavutça konuşuyor. Nereden mi biliyorum? 7 Nisan 2017’de uyuşturucu mafyası tarafından öldürülen polis şefi Artan Cuku’nun cenaze törenine katılanlara Arnavutça konuşma yapıyor. 42 yaşındaki Artan Cuku, Amerikalılarla çalışan ve onlara hizmet sunan bir polis şefiydi, eski başbakanlardan Salih Berisha’ın ekibinde yer almıştı. (Bkz. http://albania.de/tag/artan-cuku/ )

Türkiye Arnavutluk’ta ne yapıyor? Türkiye’nin Arnavutluk’la ilişkilerinin kapsamlı boyutunu savunma işbirliği oluşturuyor. Bu çerçevede TSK kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından görevlendirilen timler, eğitim, donanım ve modernizasyon alanlarında Arnavutluk Silahlı Kuvvetlerine destek vermeyi sürdürüyor. NATO Kararlı Destek misyonu kapsamında, Türkiye komutasındaki Kabil Havaalanı Kuvvet Koruma Komutanlığı’nda Arnavutluk Silahlı Kuvvetleri mensubu takım seviyesinde bir birlik görev yapmakta. Tiran Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nde 150 civarında öğrenci eğitim görmekte. Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) Tiran ve İşkodra şubeleri, Türkçe kursları ve kültür-sanat faaliyetleriyle Arnavutluk’ta Türkiye’nin görünürlüğüne katkı sağlamakta. Arnavutluk’ta 1996’dan bu yana hizmet veren TİKA Tiran Proje Koordinasyon Ofisi, son 10 yılda (2005-2015) çevre, eğitim, sağlık, sosyal sorumluluk, kapasite inşası, restorasyon, tarım ve diğer alanlarda yaklaşık 150 proje gerçekleştirdi.

Arnavutluk’ta oldukça güçlü bir FETÖ yapılanması var. Türkiye’nin Tiran Büyükelçisi Hidayet Bayraktar, “FETÖ’nün takiye, iyi niyet sömürüsü, komplo ve sahtekârlıkta uzman olduğunu belirterek, “Bu kötü huylu hücrelerin peşindeyiz. Arnavutluk’tan son FETÖ’cü temizlenene kadar takipçisi olacağız.” dese de Arnavutluk’taki sözde Türkiye destekli kültürel faaliyetler FETÖ devşirmesi şahıslar tarafından yürütüyor. Şimdiki kendilerine kalkan yaptıkları Türkiye menşeili kuruluşlar sizleri yanıltmasın! Eski fetöcüler, ‘huylu huyundan vaz geçmez’ atasözünde olduğu gibi hem mevcut Türk yetkililerle iyi geçiniyorlar hem de Fetöcülerle organik bağlarını sürdürüyorlar. Kimden söz ettiğimi merak edenler, Balkan coğrafyasındaki mehdilik hareketlerini incelesin. Hurra diye bağıranlar neden gurra diye bağırıyor bir düşünün? Wkileaks belgelerinde ismi geçen (Bkz. http://cables.mrkva.eu/cable.php?id=198788 ) ve CIA bağlantılı olduğu iddia edilen bazı isimlerle İslami kültürel faaliyetler ne kadar sağlıklı olabilir? (Bkz. https://m.facebook.com/notes/rizgjimi-islam/cablogrami-i-wikileaks-mbi-votimin-mbreda-kmsh-se/285025134845353/ ) Neden kalburla su taşımayı seviyoruz? Şimdilik bu kadar arkası yarın…

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar