Hazar’ın Sultanı Mihriban Paşa!

“Muharrem”-“Recep” qovğası – Türk seçicisi iki seçim arasında

Civil service system in Azerbaijan

Հեղափոխություններից հետո կալանավորումներից հնարավոր չէ խուսափել

ABD Çini Myanmar ve Kuzey Kore üzerinden vuruyor!

Gündem 4 Eylül 2017
334

Nükleer denemeleri nedeniyle Kuzey Kore krizi, dünyanın gündeminde. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kuzey Kore yönetimini ‘ateş ve öfke’yle tehdit etmesi ve Kuzey Kore’nin de ABD toprağı olan Guam Adası açıklarına balistik füze fırlatmayı planladığını söylemesi krizin sıcak çatışmaya dönüşme riskini artırdı. ABD’nin risk yönetiminde başarılı olduğu kesin. Uluslararası algı operasyonlarında üstüne yok! Kuzey Kore’nin en önemli müttefiki, en büyük ticaret ortağı ve gıda, enerji konularında temel tedarikçisi olan Çin, ABD ile olan ticari ilişkilerini de riske atmaktan yana değil. Çünkü 21 trilyon 269 milyar dolarlık gayrı safi yurt içi hasılasıyla dünyanın en güçlü ekonomisine sahip Çin; kendini bu gerilimin arasında buluverdi. Deyim yerindeyse yukarı tükürse bıyık aşağı tükürse sakal. Nitekim Çin Komunist Partisi’nin İngilizce yayımlanan resmi yayın organı Global Times Gazetesi’nde yayımlanan başyazıda böyle bir sosyal psikolojiyi yansıtıyor. Kore Yarımadası’nda yükselen nükleer gerginlik ele alınarak Kuzey Kore, provokasyonlara son vermesi konusunda uyarılıyor. Çinin bu uyarıyı ABD Başkanı Donald Turmp’ın “Kuzey Kore belasını arıyor” çıkışından sonra yapması dikkat çekici. Kuzey Kore liderinin Trump’ın sözlerini “nükleer tehdit” ile yanıtlaması Çin’i harekete geçirdi ve Kuzey Kore’ye akıllı ol denildi, “Provakasyonlara son verin” ikazında bulunuldu. Çin’in, Kuzey Kore ile ABD arasındaki gerilimde, ilk saldıranın Pyongyang olması durumunda “tarafsız” kalacağı, ilk hamleyi Washington’un veya Güney Kore’nin yapması durumunda ise “Kuzey Kore’de rejim değişikliğine izin vermeyeceği”nin belirtilmesi, Çin’in ABD ile savaş istemediğini gösteriyor.

Aslında sadece Kuzey Kore’nin kulağının çekilmesine bakıp karar vermek ne derece doğru? Başka göstergelerde var. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ülkesinin güneydoğusundaki Şiamın kentinde düzenlenen BRICS İş Forumu’nun açılış konuşmasında, “Kimsenin peynirini önünden almayı planlamıyoruz. Aksine, BRICS, dünya ekonomisi pastasını büyütecek” demesi de Çin’in savaştan kaçındığını ortaya koyuyor. ​BRICS’in Batı’nın ticaret kurallarını karşı çıkmasına gönderme yaparak “Vahşi orman ve sıfır toplamlı oyun (bir tarafın kazanç ya da kayıplarının diğer tarafın kazanç ve kayıpları toplamına eşit olduğu durum) yasaları reddedildi” ifadelerini kullanan Şi, “Büyüyen pazar ve gelişen ülkelerin gelişimi kimsenin peynirini önünden almayacak, bunun yerine dünya ekonomisi pastasını büyütecek” demesi, Kuzey Kore’nin Çin’in talimatlarıyla hareket etmediğinin ispatı.

Çin’in dönem başkanlığında devam eden BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) liderler zirvesi kapsamında düzenlenen BRICS İş Forumu’nunda konuşulanlar çok önemli.
BRICS Liderler Zirvesi’nde bir araya gelen BRICS ülkelerinin liderleri, Musul’un kurtuluşu, Kuzey Kore ve İran’ın nükleer programları, Suriye krizi, İsrail-Filistin gerilimi, terörle mücadele ve yolsuzluk gibi konular hakkında ortak deklarasyon yayınladı. Brezilya Devlet Başkanı Michel Temer, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma, kabul ettikleri deklarasyonda Kuzey Kore’nin dün gerçekleştirdiği hidrojen bombası denemesini kararlılıkla kınadıklarını vurguladı. Kore yarımadasındaki gerilimin uzun süredir azalmamasından endişe duyduklarını kaydeden liderler, bölgedeki sorunun ancak barışçıl yollardan ve doğrudan diyalogla çözülebileceğinin altını çizdi. Şimdi bu ne demek? Çin ve Rusya asla Kuzey Kore’nin nükleer denemelerini onaylamıyor ve bu denemelerin ABDyi tahrik edici boyuta ulaşmasını istemiyor. ABD’nin tıpkı İkinci Dünya savaşında Pearl Harbor baskınında olduğu gibi kendisine yönelik bir saldırıyı bahane ederek Pasifikte oldu bitti bir savaş istediğinin farkındalar. BRICS liderler zirvesi kapsamında bir araya gelen Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in, ‘Kore yarımadasının nükleer silahlardan arındırılması hedefi için çalışmak ve yeni durum karşısında yakın irtibatta kalmak’ konusunda anlaşması, Kuzey Kore’nin bu denemeleri Çin ve Rusya’ya rağmen sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

Çin ve Rusya’nın bölgede savaş istemeyen çıkışlarına rağmen ABD, bölgeyi hem Myanmar hem de Kuzey Kore üzerinden istikrarsızlaştırma politikalarını vizyona sokuyor. Kuzey Kore’nin en son gerçekleştirdiği nükleer denemenin ardından, Güney Kore balistik füzelerin yer aldığı bir askeri tatbikat gerçekleştirirken, ABD Savunma Bakanı James Mattis de ‘ABD ya da ABD’nin müttefiklerini tehdit eden herhangi bir saldırının büyük bir askeri yanıtla karşılık göreceğini’ açıklaması, orta yol arayışındaki bölge ülkelerinin ellerini biran önce taşın altına koyması gerektirecek.

Bu zaviyeden bakıldığında ABD ile Kuzey Kore arasındaki ilişki; “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..” dizelerinde merhum Necip Fazıl Kısakürek tarafından terennüm edildiği gibi. Neden mi? Çünkü Kuzey Kore, ABD ve müttefiklerine karşı siyasi ve ideolojik açılardan karşı olmakla birlikte, diplomatik alanda dengeyi her zaman gözetmiş olan bir ülke. Ara sıra paslaştıkları ve birbirlerinin gerekçelerini güçlendirdikleri kesin. Kuzey Kore liderliği ABD’nin bölgeye müdahale etmesine zemin hazırlayan politikalar üretiyor. Kuzey Kore’nin her nükleer deneyi ABD’nin bilgisi dahilinde. Sigfried Hecker isminde nükleer enerji uzmanı CIA çalışanı, Kuzey Kore’den çıkmıyor ve ülkedeki her nükleer enerji tesisine elini kolunu sallayarak girip çıkabiliyor. Sıradan birisi kesinlikle değil! Siegfried Hecker, Doomed to Cooperate’in editörlüğünü yapıyor. Hecker, kıdemli bir öğretim üyesi. Stanford Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve İşbirliği Merkezi (CISAC) ve Freeman Spogli Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü yanı sıra Stanford’da Yönetim Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde araştırma profesörü. Los Alamos Ulusal Laboratuvarının direktörü, 1986-1997 yılları arasında yöneticilik menlik yapmış ve Temmuz 2005’e kadar kıdemli araştırmacı olarak çalışmış bir isim. Los Alamos Ulusal Laboratuarı direktörü Siegfried Hecker, 2004 yılından bu yana yedi kez Kuzey Kore’yi ziyaret eden; Kuzey Kore’deki Yongbyon nükleer tesisinin içine adım atan birkaç Batılı bilim insanından biri. İşte bu adam, ABD’nin önde gelen Kuzey Kore uzmanlarından Sigfried Hecker; Washington ve Pyongyang’dan temsilcilerin hiçbir önkoşul olmaksızın bir an önce bir araya gelip görüşmeye başlaması gerektiğini söylüyor. Kuzey Kore gibi giriş çıkışın kontrollü olduğu bir ülkeyi yedi kez ziyâret etmiş olan ve ülkenin nükleer tesislerini de gezen Hecker, yanlış anlaşmalardan ve yanlış hesaplamalardan doğabilecek olan olası felaketlerin önlenmesi adına taraflar arasında bir diyalog kanalı bulunmasının şart olduğunu ifade ediyor. Sözde ABD’nin en büyük düşmanı Kuzey Kore’de ABDli bir ajanın elini kolunu sallayarak dolaşması mümkün mü?

Sıkı durun,Kuzey Kore’nin sözde komünist lideri Kim Jong Un, Komünist falan değil, Çin’in dostu olduğu da şüpheli. Genç lider İsviçre’de özel bir okulda ”Pak-un” kimliğiyle eğitim görmüş, tam bir batılı alışkanlıkları var.Batılı hayat tarzına düşkünlüğü İsviçre’de, Bern yakınlarında okula gittiği yıllardan kalma. 1993 yılına kadar “Chol-pak” ya da 1998 yılına kadar “Pak-kol” ismi altında Bern yakınlarında Gümligen’de en özel İngilizce “International School” a gittiği bilinen Kuzey Kore lideri utangaç, sınıf arkadaşları ile birlikte iyi ilişkileri olan ve bir basketbol hayranı iyi bir öğrenci olarak nitelendiriliyor.

Kendisi İsviçre peyniri bağımlısı olduğu için halkı açlıktan kırılırken her yıl tonlarca peynir ithal eden klasik bir diktatör. Deli gibi yağlı peynir tükettiği için gut hastası. Nike’ın yürüyüş ayakkabı modellerine takıntısı var. En sevdiği spor basketbol olan diktatörün en sevdiği basketçi ise Michael Jordan. 2012 ve 2013 yıllarında kendisini ziyaret eden Dennis Rodman’da en yakın arkadaşlarından biri. Rodman’a verdiği lüks hediyeler bir ara çok konuşulmuştu. İçmeyi de yemek yemek kadar çok seven Kim Jong Un, Johnie Walker hastası.Annesi Japon asıllı. Kuzey  Kore  Başkanı Kim Jong-Un’un anne tarafından dedelerinin mezarlarının Güney Kore’de olduğu biliniyor. Kim; anne tarafından Güney Koreli. Babası Kim Jong-il’in son eşi Ko Yong-hui’den dünyaya gelen Kim’in anne tarafından kökü Güney Kore’nin güneyindeki turistlik ada olan Jeju Adası’na dayanıyor. Jeju Adası’ndaki milli mezarlıkta Kim’in annesinin babası Ko Kyung-taek’in mezarı mevcut. Mezar taşında, Kyung-taek’in 1913 yılında doğduğu 1929 yılında ise Japonya’ya göç ettiği yazılı. Ko ailesi Japonya’ya gittikten sonra kendisinden haber alınamayan çocukları için temsili mezar yaptırmış. Babası öldüğünde Japonya, diplomatik ilişkisi bulunmadığı Kuzey Kore’ye, Kim Jong-İl’in ölümü dolayısıyla başsağlığı mesajı göndermişti.

ABD çok şanslı. her zaman her bölgede çıkarlarına hizmet edecek gönüllü hainler bulmakta zorlanmıyor. Kuzey Kore liderinin nükleer denemelerde ısrarcı davranması, sözde Amerika’ya meydan okuması sadece Kuzey Kore’yi değil Çin ve Rusya’yı da zor durumda bırakıyor. Kim Jong Un, kendi ülkesinin Saddam Hüseyin’i. Akıl hocalarının Amerikalılar olduğu kesin. Budist Çin’in Myanmar’da akan kana ortak olduğu imajına birde Kuzey Kore’deki manyak liderin ölçüsüz çıkışlarının eklenmesi, OrtaAsya ve Ortadoğudaki projelerini riske sokuyor. Çin bunu ister mi?

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar