20 Günlük Protesto ve Afganistan Türklerinin Geleceği

Rusya: ABD, Türkiye ile askeri teknik işbirliğimizden vazgeçtirtmeye çalışıyor

Afganistan Türklüğü ve Türk Dünyasının Büyük İmtihanı

Rusya’nın anadil dersleri politikası faciası

ABD Avrupa’ya silah satmak için NATO sopasını gösteriyor!

Gündem 8 Mart 2017
895


Yazımda yer alan bazı ifadelerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü felsefesine pek uygun olmadığını biliyorum. Gönül isterdi ki, kadınlar her türlü istismardan korunabilsin, insanca yaşayabilsin. Orhan Veli Kanık’ın ‘Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar’ ölümsüz dizesi bugünlerde en çok Avrupa Birliği’ni anlatıyor olabilir mi? AB, Amerika’dan çektiği kadar hiç bir şeyden çekmiş midir? Avrupa’nın trajedisi, kurbanını tecavüzcülerden kurtaran jönün tecavüzden kurtardığı kadına tecavüz etmesi gibi. İşin kötüsü her seferinde şantajla bu tecavüzün yenilenmesi. Trump “Avrupa Birliği, sadece Almanya’nın çıkarlarına hizmet ediyor. NATO, modası çoktan geçmiş bir teşkilat.” açıklamalarıyla yeni tecavüzlerin işaretini vermişti. NATO’ya yönelik eleştirilerine de devam etti: “NATO’nun problemleri var. NATO eskidi çünkü süresini doldurdu. Ülkeler ödemeleri gerektiği parayı ödemiyor. Ayrıca terörizme karşı bir şey yapmadığı için eskidi.” dedi. (Bkz. http://www.dw.com/tr/trump-d%C3%B6neminde-abyi-ne-bekliyor/a-37200148 )

Avrupa Birliği başına gelecekleri bildiğinden gardını aldı. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Paris’in prestij mekanlarından Versailles Sarayı’nda, AB’nin dinamo ülkelerinin yöneticileri Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni ve İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ile “mini AB zirvesini” topladı. Hollande, “Avrupa’nın savunma konusu etrafında yeniden ayağa kalkabileceğini” dile getirdi. Hollande, AB’nin daha da ileri giderek, savunmanın ötesinde, güvenlik, vergi ve sosyal alanlarda da işbirliği yapabileceğini dile getirdi. Almanya Başbakanı Angela Merkel’de AB’nin güvenli olması ve Avrupalıların güvenliğini teminat altına alabilmesi kadar savunma işbirliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. (Bkz. http://www.amerikaninsesi.com/a/versailles-sarayinda-mini-ab-zirvesi-cok-vitesli-ab-masada/3752635.html ) Hemen sonrasında Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları, AB ortak güvenlik ve savunma politikasını görüşmek üzere Brüksel’de toplandı. Avrupa Birliği dışişleri ve savunma bakanları, karargâh olarak faaliyet yürütecek Askeri Planlama ve Yönetim Kapasitesinin kurulmasını onayladı. Şimdilik yaklaşık 30 kişilik ana kadroya sahip olması beklenen yeni birimin ilk işi, gelecek ay Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Mali ve Somali’deki askeri eğitim misyonunu, mevcut komutanlardan devralmak olacak. Kasım 2016’da AB, özel bir ordu kurulmasını öngörmeyen yeni savunma ve güvenlik planı üzerinde anlaşmaya varmıştı. Sene sonunda ise AB Komisyonu, daha geniş bir “AB savunma stratejisi” için askeri satın alma ve ortak araştırmalara olanak sağlayacak yeni fon oluşturmayı önermişti. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker daha önce konuyu birçok kez dile getirmişti. Yeniden can bulan fikrin gerçeğe dönüşme ihtimali Brexit kararı sonrası daha da güçlendi. İngiltere daha önce Avrupa Birliği’ne ait askeri komuta merkezi kurulmasına yönelik çabaları engellemişti. (Bkz. http://www.abhaber.com/ab-savunma-komuta-merkezi-kurulmasi-konusunda-anlasti-abden-savunma-adimi/ )

Trump neden Avrupa Birliğini karşısına aldı NATO’YA verip veriştirdi? Avrupalı NATO ülkeleri ABD’nin baskısını takiben savunma harcamalarını arttırmayı tartışıyor. Brüksel’de bu ay içinde AB’nin birlik dışı misyonları için bir büro kuruluyor. Almanya’da ise şimdiye kadar tabu olan atom füzesi temini tartışılıyor. Donald Trump’ın seçilmesinin ardından yorumcular da daha çok askeri yatırım yapılsın, diyor. Fransa’da yayımlanan Liberal-muhafazakâr çizgideki Le Point dergisine göre, Avrupa’nın güvenliğini sağlamak için bilhassa Fransa, askeri stratejisini gözden geçirmeli. Çünkü diyor; “Avrupa’nın güvenliğinin sağlanması konusunda lider bir role bürünmek zorunda. Brexit’in ardından, nükleer caydırıcılığa sahip olan, birlikler gönderebilen ve kompleks askeri operasyonlara girişebilecek BM Güvenlik Kurulu daimi üyesi tek Avrupa ülkesi Fransa olacak.” Yine Avusturya’da Almanca günlük neşredilen dini tandanslı Hıristiyan gazetesi Salzburger Nachrichten, NATO üyesi tüm ülkelerin, yıllık GSYH’larının yüzde ikisini savunmaya ayırmaları talebinin, çağdışı bir yaklaşım olduğunu vurguluyor. ABD’nin bu parayı büyük oranda kendisi için harcadığını zaten; üstelik (tıpkı Britanya ve Fransa gibi) tüm askeri güçlerinin sadece bir kısmını NATO’nun hizmetine sunduğunu, Örnek olarak Almanya’nın, Amerikalıların düşüncesiz askeri müdahaleleri nedeniyle Ortadoğu’da yerlerinden edilen sığınmacıların entegrasyonuna büyük meblağlar ayırmak zorunda kaldığını belirtiyor.

ABD’nin getirdiği, Avrupalı ortakların NATO harcamalarını arttırması talebinin meşruiyetini sorgulayanlardan biri de Letonya basınından milliyetçi çizgideki Neatkarīgā gazetesi. Adı geçen gazetenin konuyla ilgili yapılan haber ve yorumlarda en gerçekçi bakış açısını sergilediğini düşünüyorum. Neatkarīgā gazetesine göre; “ABD’nin tüm askeri harcamaları sadece NATO antlaşmalarına bağlı olsa, Amerika’nın bu talebi haklı ve geçerli olabilirdi. İşte o zaman doğru bir yaklaşım olurdu! Tüm NATO üyesi ülkelerin, askeri giderleri bir dayanışma içerisinde paylaşmaları adil ve haklı olurdu. Ne var ki, NATO ne küresel bir askeri teşkilat ne de tüm dünyada faaliyet gösteriyor. En azından Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Pasifik, Kızıldeniz ya da Basra Körfezindeki askeri faaliyetleri NATO adına değil. Üstüne üstlük yine ABD’nin NATO harcamaları GSYH’sının yüzde birini bile oluşturmuyor. Aslına bakılacak olursa savunmaya, ABD’den daha fazla bütçe ayıran NATO ülkeleri zaten var. Bu nedenle başkalarından büyük taleplerde bulunan ABD’li generaller her şeyden önce kendilerine bir bakmalı ve Kuzey Atlantik İttifakı’na kendi katkılarını doğru biçimde değerlendirmeli.” Ama en vurucu yorum Hırvatistan yayımlanan günlük yayımlanan sol liberal çizgideki, Trump’ın Amerikan silah endüstrisine büyük vaadlerde bulunmuş olması ihtimalinden endişeli Novi List gazetesinden. Gazetenin söylemi; silah satmayan ABD ekonomisinin çökeceğini söyleyen eski tüfek solcuları çağrıştırdı. Gazete diyor ki; “Dünya rayından çıktı ve bu çılgın gidişatın nereye varacağını göremiyoruz. Ama kaos ortamının kimlere yaradığını çok iyi biliyoruz: Silah üreticileri, özellikle dünyanın en büyük silah ihracatçısı olan ABD’li silah tüccarları her şeyin eskisi gibi devam etmesini istiyor. Trump önce dramatik bir şekilde NATO’nın anlamını ve geleceğini sorgulamaya başladı, ama Amerikalılar şimdi bizi NATO’dan yana olduklarını söyleyerek sakinleştirmeye çalışıyorlar. Bunun ön koşulu ise, Avrupalı ortakların askeri harcamalarını kararlaştırıldığı gibi GSYH’larının yüzde ikisi oranında arttırmaları. Aslında strateji çok basit: Daha çok silah, bir taraftan sosyal harcamalar için, eğitim ve sağlık için daha az para, diğer taraftan da daha az barış anlamına geliyor. Amerikalı silah tüccarlarına bol kazanç sağlayan tam da bu.”

Benzer bir görüşte Almanya’da günlük yayımlanan sol çizgideki Tageszeitung gazetesinde yer alıyor. Tageszeitung, daha çok askeri harcama çağrısının ardında savunma gücünün iyileştirilmesi değil, bambaşka gerekçeler olduğunu ileri sürüyor. “ABD’nin NATO’nun talepleri yüzünden savunma bütçesinin çok yüksek olduğunu iddia etmesi çok saçma. Çünkü ABD’nin derdi adil bir sorumluluk paylaşımı değil, askeri sanayinin çıkarları. Eğer mesele gerçekten de savunma gücü olsaydı, yaklaşım çok farklı olurdu. O zaman NATO’nun gücünün eksikleri dile getirilirdi öncelikle ve giderlerin paylaşımı müzakere edilirdi. Ama şimdi tam tersi söz konusu: Önce para hazır ediliyor ve sonra nereye harcanacağına karar veriliyor. Silah sanayi kutlamalara başlayabilir.“ ifadelerine yer veriyor.

Tüm bunlardan sonra, Trump’ın neden NATO’yu eleştirdiği, Avrupa Birliği’nin kulağını çektiği daha iyi anlaşılıyor. Trump, Avrupa Birliğine silah satmak istiyor. Çünkü Avrupa sanayi sanayisi, ABD silah sanayinin pazar payına göz dikmiş durumda. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) uluslararası silah transferi eğilimleri raporu, ABD’nin yıllık silah satışlarının azaldığını, Rusya, Avrupa ve Asya ülkelerinin satışlarının artış eğiliminde olduğunu ortaya koydu. SIPRI’nın küresel silah piyasasındaki eğilimleri tespit eden raporuna göre, ABD merkezli savunma şirketlerinin yaptığı satışlar 2015’te beşinci kez yıllık bazda düştü. Öte yandan ABD, 2015’te bir senede 209,7 milyar dolarlık satışla küresel silah pazarındaki hakim konumunu korumayı başardı. ABD’nin 2015 satışlarının 2014 yılına göre yüzde 3 oranında azaldığı, pazar payının ise yüzde 56,6’da kaldığı ifade edildi. ABD’yi yüzde 10,6’lık pazar payıyla İngiltere, yüzde 8,1 ile Rusya, yüzde 5,8 ile Fransa ve toplam yüzde 7,9 ile diğer Avrupa ülkeleri izledi. Veriler, Avrupa ve Asya firmalarının payının ABD aleyhine giderek artma eğilimde olduğunu gösteriyor. (Bkz. http://tr.euronews.com/2016/12/10/abd-gecen-yil-200-milyar-dolarlik-silah-satti ) Olay budur!

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@ oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar