Rus milletvekili: Erdoğan S-400 konusunda ABD’nin baskısına boyun eğmeyecek

Rus uçakları Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlanan teröristleri imha etmiş

Rus ve Ukraynalı Papaz kavgasında Türkiye taraf mı?

Azərbaycan Sarkisyanın B planından lazımınca istifadə edə bilər

ABci Panamacıları Avrasyacı Pelikancılar dövdü !

Türkiye 10 Mayıs 2016
2.562

ABci Panamacıları Avrasyacı Pelikancılar dövdü !
ömür
Aslında ne Pelikancılar Avrasyacı ne Panamacılar ABci. Türkiye’de bu iki sosyal medya ürünü dosya üzerinden politik rekabete girişen Her iki trol grubunun amacı sözde dünya konjonktürüne göre kendi liderlerinin bulundukları konumu aktüaliteye dönüştürmek ve karşı grubun atraksiyonlarını boşa çıkararak etkisizleştirmek. Panama belgelerinden hareketle özellikle Cumhurbaşkanı ve çevresini hedef alan paylaşımcılar ilk bakışta mevcut Başbakan Davutoğlu’nun elini rahatlatan pozisyona bürünmüşlerdi.
Belgelerin Türkiye ayağındaki isimlerin açıklanmasını şimdi başbakanlığa veda eden Davutoğlu ekibinin Pelikancılara karşı öç alma operasyonu gibi anlamayın sakın. Ancak Panama belgelerini deşifre ve servis eden odağın CIA olması, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki sözde anlaşmazlık üzerinden konuşlandırılan sosyal medya farelerinin kullanılması, Türkiyeli bazı trol gruplarının farkında olmadan bu beşincikol faaliyetine teşne olduklarını gösteriyor.
Panama belgeleri; Panama menşeili Mossack Fonseca adlı kurum tarafından 214 binden çok off-shore kurum için düzenlenmiş olan 11.5 milyon gizli belgeyi içermektedir. Belgelerde bu kurumların ortakları ve yöneticilerinin de isimleri yer alıyor. Adı geçen isimler arasında çok sayıda ülkenin varlıklı kişilerinin, siyasetçiler bulunuyor. 1970’li yıllardan bu yana tutulan kayıtlar 2.6 Terabayt büyüklüğünde. Belge Almanya’nın Süddeutsche Zeitung gazetesine ve ABD merkezli International Consortium of Investigative Journalists kurumuna iletilerek birçok ülkede siyasi krize dönüştü.
Belgelerin temin edildiği Mossack Fonseca 1977 yılında Jürgen Mossack ve Ramón Fonseca tarafından kurulmuş olan Panama merkezli bir hukuk firması ve hizmet sağlayıcısı. Şirket off-shore hesaplarının düzenlenmesi, yönetilmesi ve yatırım hizmeti veriyor. Şirketin dünya çapında 40 ofisi ve 500’den çok çalışanı mevcut. Çoğunlukla Krallık’da kayıtlı 300 binden çok firma adına işlem yapıldığı görülüyor. Mossack Fonseca Firması off-shore alanında önde gelen kurumlardan ve Deutsche Bank, HSBC, Société Générale, Credit Suisse, UBS ve Commerzbank gibi global firmalarla çalışıyor. Belgelerin ABD istihbaratı tarafından ele geçirildiği ve rakip ülkelerin liderlerine karşı şantaj amaçlı kullanıldığı söylenebilir.
ABD merkezli International Consortium of Investigative Journalists’in CIA bağlantısı biliniyor. Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunu uluslararası küresel bir network. 65’den fazla ülkede 190’dan fazla araştırmacı gazeteciyle işbirliğinde derinlemesine araştırmaları finans ve organize ediliyor. Amerikalı gazeteci Chuck Lewis tarafından 1997 yılında kurulan International Consortium of Investigative Journalists (ICIJ); uluslararası sorunlar, finans ve enerji sektörüne ilgisini saklamıyor. ABD adına mali istihbaratı yürüttükleri kesin. Sınır ötesi mali suçları, yolsuzlukları, ABD çıkarlarını eksen alarak takip ediyorlar.
Merkez kendisine bilgi sağlayabilecek gazetecilerle, sahasında otorite, merkezi ve bilgisayar destekli raporlama uzmanları, kamu kayıtları (arşiv) uzmanları, avukatlar, ICIJ muhabirleri ve editörlerle çalışıyor. Merkezle bağlantılı gazetecilere gerçek zamanlı bilgi ve state-of-the-art araçları ve teknik destek sağlanıyor. Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunun danışma komitesi Bill Kovach Chuck Lewis, Rosental Calmon Alves, Phillip Knightley, Gwen Lister, Goenawan Mohamad, Reginald Chua ve Brant Houston gibi dünya çapında araştırmacı gazetecilik alanının en büyük isimlerinden müteşekkil. Babek Zencani ve Reza Zarraf olayını açığa çıkaran odak, ABD merkezli, CIA bağlantılı bu Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’dur. MİT tırları davasına konu olan bilgi aktarımının bu merkez tarafından yapılabileceği söylenmekte.
ABD merkezli International Consortium of Investigative Journalists’in geçen ay medyaya servis ederek açıklanmasını sağladığı belgelerde, İngiltere Başbakanı David Cameron, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putkin, Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, Arjantin lideri Mauricio Macri, Arjantinli futbol yıldızı Lionel Messi, ünlü aktör Jackie Chan ve İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın isimleri geçmişti. Panama Belgeleri’nde adı geçen İzlanda Başbakanı Sigmundur David Gunnlaugsson ve Sanayi Bakanı Jose Manuel Soria istifa etmişti. İngiltere Başbakanı David Cameron zon durumda kalmış, Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri hakkında soruşturma açılmıştı. Panamacıların hikayesi bu.
Pelikan Dosyası geçtiğimiz günlerde bir numaralı gündem maddesiydi ve yayınlandığında sosyal medyayı salladı. “Pelikan Dosyası” isimli bir blogda “Selam Olsun!” başlığı ile yayınlanan uzun bir yazı gündemi adeta esir almakla kalmadı, Davutoğlu’nun başbakanlık serüvenini sonlandırdı. Yazıda, Davutoğlu ve Erdoğan arasında uzun zamandır yaşandığı iddia edilen “çatışma” “fikir ayrılıkları” gibi konular üzerine “bilgiler” paylaşılıyordu. Yazı kısa sürede Twitter’ın gündemine oturdu. Binlerce kullanıcı konu ile ilgili paylaşımlarda bulundu.
Ak Partililerin deyimiyle fitneyi ateşledi. Pelikan dosyasında eleştirilen konulardan biride AB ile yapılan, vize muafiyetini içeren mülteci anlaşmasıydı. Avrupalıların; Osmanlıdan kopardıkları ticari imtiyaz tavizleri ve kapitülasyonlar gibi Mülteci Anlaşması ile sözde vize muafiyeti karşılığında Cenovalı (Ceneviz) tüccar zihniyetiyle Türkiye’yi söğüşleme operasyonlarının akim kalmasına çok bozuldukları anlaşılıyor. Nitekim Deutsche Welle Türkçe servisinin yer verdiği Barbara Wesel / Brüksel imzalı yazı; Avrupalıların düşünce kodları hakkında derinden bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Kendilerini ölü balık hissettikleri kesin.

Barbara Wesel der ki; “Türkiye ile yapılan mülteci anlaşması bir ölü. Ya B planına ihtiyacımız var ya da daha iyi yeni bir A planına. Vize muafiyetine AB’nin hayır demesi durumunda Erdoğan’ın bundan ne tür sonuçlar çıkaracağı henüz belli değil. Büyük olasılıkla Avrupa’ya mülteci akını yeniden başlayacak. Anlaşma zaten onun bir projesi değildi. Kendini beğenmiş Türkiye Cumhurbaşkanı, kendisinin Avrupa’ya değil, Avrupa’nın kendisine ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Bu jeopolitik olarak yanlış bir değerlendirme. Ancak öyle görünüyor ki, bunun onun için bir önemi yok. Avrupa Birliği, Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşması nedeniyle baskı altında”. DW Brüksel muhabiri Barbara Wesel, Erdoğan’ın kışkırtıcı davranışlarının anlaşmayı başarısızlığa sürüklediğini düşünüyor.
İçeriğini tam olarak bilmemekle birlikte anlaşmanın Türkiye’ye çok şey kazandırmadığı ortada. hayali denilebilecek senaryoya göre Pelikan dosyasında yer alan Cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki diyalog şöyle devam eder; “ REİS; Sonra da mülteciler konusunda Almanya’ya övgüler düzen hocaya:“3 milyar euro meselesinde en büyük yükü Almanya alıyor deniliyor. Hâlbuki cüzi bir miktar hariç, Türkiye’ye gelen bir şey yok. Bizden neyin projesini istiyorsunuz? Sizin proje dediklerinizi biz çoktan yaptık. Proje diyerek kimse bizi aldatmasın. Her işte çuvallayan hocamız artık ne yapacağını, REİS’i nasıl görünmezleştireceğini, kendisinin nasıl varlık göstereceğini şaşırır hale geldi. “Schengen vize anlaşmasını dört ay öne alacağız. Bu bizim başarımızdır” türünden laflar etti. REİS “artık yeter!” dedi ve patladı: “Başbakanlığım döneminde Schengen’in Ekim 2016’da uygulamaya gireceği açıklandı. 4 ay öne çekmenin kazanım gibi sunulmasını anlayamıyorum. Küçük şeylerin büyük kazanım gibi sunulmasına üzülüyorum.”
Sonuç ortada. Panama belgeleri, ABD çıkarlarına hizmet etmeyen ülke liderlerini zora soktu. Pelikan dosyası ile Panama belgelerinden yola çıkarak Cumhurbaşkanı ve yakın çevresini hedef tahtasına dönüştürmeyi amaçlayan siyasi bir kadro tasfiye edildi. Ben söylemiyorum bunu. Pelikan dosyasını hazırlayan ve servis eden üst akıl söylüyor. Lakin Panama belgeleri daha çok can yakar. Suudi Kral Salman’ın İsrail Başbakanı Benyamin (Bibi) Netanyahu’nun seçim kampanyasını finanse ettiğinin ortaya çıkması bu türden bir can yakma. ABD kendi çıkarlarına ters düşen liderlerin kulağını çekiyor.
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar