ARADA KALAN TÜRKİYE: AFRİN-RUSYA/ MENBİÇ-ABD

ABŞ qardaş ölkəyə terrorçular üzərindən təhdid yaradır

XVII. YÜZYILDA KIRIM HANLIĞI’NDAKİ GELİŞMELER

Հայաստանի չորրորդ նախագահի լիազորությունները

İran Yolculuğum

İran 2 Kasım 2017
79

İran Yolculuğum (2)
İran Tarih Ders Kitaplarında Türkler
İran eğitim sisteminde ve haliyle Tarih Ders Kitaplarında Türkler diye bir milletin adı sınırlı geçmektedir. Mecburi olarak geçerse de puta tapar, vahşi ve tek taraflı saldırganlar olarak bahsedilir. Bu kadarı da olmaz demeyin örneklere göz atmanız yeter:
Örnek 1: Tarih boyunca kurulmuş 16 büyük Türk Devleti’nden biri olarak kabul edilen Akhun Devleti’nin batısında Sâsâni Devleti varken doğusunda da 552 yılından itibaren I. Göktürk Devleti varlık göstermiştir. Akhunlar da Sâsâniler ile Göktürklerin ittifakı neticesinde yıkılmıştır . Oysaki Göktürklere ilişkin bu tarihî gerçekliğe ders kitabında yer verilmemiş, Akhunlar da tek taraflı hücum eden devlet olarak gösterilmiştir.
Örnek 2: İran ortaokul ikinci sınıf tarih ders kitabında 9. ve 10. yüzyıl boyunca İran’a hükmetmiş olan “Sâmânîler Devleti’nin Mâverâünnehr’de Kurulması” başlığı altında devletin kurucusu İsmail’in atalarının putperest Türklerle???? sınır savaşları yaparak güç kazandığı belirtilmektedir.
Örnek 3: Orta ikinci sınıf tarih ders kitabında “Türkler İran’a Nasıl Geldiler?” başlığı altında şu açıklamalara yer verilmiştir: “Türkler geçmişte Orta Asya’nın doğusunda kabileler halinde yaşayan bir halktı. Türk kabilelerinin ortak noktası “Türk dili” ile “hayvan yetiştiriciliği” idi. Sâsânîler zamanında bu kabile birkaç kez İran’a sefer düzenledi, ama yenildiler. İslam’ın kabulünden sonra Müslüman askerler Orta Asya ve Türklerin oturduğu yerlere seferler düzenlediler. Neticede, bu ilerlemeler Türklerin İslam ile tanışmalarını ve bu dine girmelerini sağladı. Ondan sonra, yavaş yavaş Türkler İran’a gelmeye başladılar???
Örnek 4: İran’da devlet kuran diğer bir Türk Hanedanı da Selçuklular olmuştur. Kitapta Selçuklu Devleti’nin kuruluşunda etkili olan Dandanakan Savaşı, kurucusu Tuğrul, önemli hükümdarları Alp Arslan ve Melikşah’tan övgüyle söz edilmiştir. Ancak “Büyük Vezirler Selçuklu İdaresini Üstleniyor” başlığı altında devletin asıl başarısı yönetimde yer alan İranlılar’a yani mesela Farslara atfedilmiştir.
Örnek 5: Merkezleri bugünkü Özbekistan olmasına rağmen Harezmşahlar ve Timurlularla ilgili olarak tarih kitaplarında adeta İran merkezli bir yönetim olarak lanse edilmişler.
Örnek 6: İran eğitim sisteminde Mevlana, İbni Sina, Nizami gibi Türk şair ve düşünürler Pers olarak pompalanır. “Hayyam” müslüman ve dini bütün bir hekim ve şair olarak lanse edilmektedir. Bunları olabilir diyenlere bir acayiplik daha söylemek istiyorum: İran’da Gazneviler ve Selçuklular başta olmak üzere on yüzyıllık hüküm sürmüş Türklerin resmi dillerinin adeta Farsça olduğu lanse edilmektedir. Sanki bu devletler Fars olmuşlar gibi. Artık Türk olduklarını inkar edemediklerinde akıllı zeki vezirlerin Fars olduğuna vurgu yapılıyor.
Not: Olmaz demeyin ama İran Tarih ders kitaplarında İrandaki tüm tarihi eserler İrani eserler yani pers kültürü olarak lanse edilmektedir…

İran Yolculuğum 3
İran hakkında iki farklı kitap üzerine çalışıyorum. Birisi, “Türkiye’deki İran” ve İkincisi “Bilinen İran’ın Bilinmeyen Yüzü”. İlk kitap Yüksek Lisans ve doktora tezimde İran ile ilgili çalıştığım konuların bir karışımı niteliğinde ve bitirmiş durumdayım. İkinci kitap ise, tamamen farklı ve İran Fars kaynakları başta olmak üzere Türk, Arap, İbrani ve İngilizce kaynakları dikkate alarak bütün çelişkileriyle İran ve onun sorunsalını ele aldım. Bu kitbın konusu üzerine Türkçe literatür çalışması yaparken dikkatimi çeken çok önemli bir detay olmuştu:
İran ile ilgili Türkiye’de yaklaşık 60 kitap, yüzlerce makale ve yazı bulunmaktadır. Kitaplar içinde, en zengin bilgiler içeren “Türklerin İranı’ ve ” İran Halklarının El Kitabı ” gibi akademik ve saygın kitaplardan tutun ta saçma sapan yorumlar içeren” İran Raporu” ve “Şu Dağın Ardı İran” gibi sığlık, cehalet ve ihanet kokan kitaplar. Ancak bu kadar kitap, yazı, makale olmasına karşın şimdiye kadar şu konuların kimse tarafından ele alınmaması veya fark edilmemesi çok ilginçtir:
A) İran Bayrağı neden, ne zaman,nasıl ve kimler tarafından yeşil, beyaz, kırmızı olmak üzere üç renkten oluşturulmuştur. Ve en önemlisi neden İtalya başta olmak üzere Tacikistan, Bulgaristan, Meksika ve Hindistan gibi ülkelerin yan sıra Qebek (Kanada) ve Kürdistan Özerk eyaletlerinin bayraklarıyla aynı renkleri taşımaktadır???
B) İran adının gerçek coğrafi bir ad olarak hangi toprakları kapsadığı ve ne zamandan beri siyasi bir isimlendirme olarak günümüz adlanan ülkenin sınırları içinde yer alan toprakları tanımlamak için kullanılmıştır? Ve en önemlisi neden Batılılar hala bu ülkeyi Pershia demekte bu kadar ısrarlı?
C) Neden Genelde Türkiye medyası ve özellikle İran ile ilgili kitaplar ve yazılarda “İran”a ait 4 klişe hiç değişmemiştir?
1) İran, Perslerin ülkesidir.
2) İran, geriye kalmış bir ülkedir.
3) İran, katı şeriat yasalarıyla yönetilmektedir.
4) İran, petrol gelirine güvenerek batı emperyalizmine kafa tutmaktadır.
NOT: Gerçekler kesinlikle göründüğü gibi değildir…Örneğin, GENEL OLARAK BAKILDIĞINDA İRAN’DA ŞERİAT YASALARI ARAP ÜLKELERİNDEKİ ANLAYIŞTAN ÇOK FARKLIDIR. İran’a giden herkes ülkenin farklı yapıya sahip olduğunu ve üstelik bunca ambargoya rağmen eğitim ve bilimsel alanlarda ileri seviyelerde olduğunu farkedebilir.
D) Neden Bunca kaynak İran’daki Türklüğün Azerbaycan eyaletinde olduğundan bahsederler, ancak İran’ın güney, doğu ve batı bölgelerindeki yaşayan Türkleri dikkate almazlar. Oysaki esas kadim Türkler (Halaçlar ve Kaşkaylar vs.) günümüz Horasan, Tahran, Erak, Hamedan, İsfahan ve Şiraz’da Farslaştırılma politikaları sonucunda varlığını cılız bir şekilde sürdürmektedir.
E) Neden eski Tahran ili ve civarının aslında asırlar boyu bir Türk yerleşim alanı olduğuna dikkat çekmemişler. Ayrıca Tahran’ın, Arnavutluk Başkenti Tiran,İtalya’da Turin illeriyle benzer isim taşıdığı dikkate değerdir.
NOT: Tahran Türklerinin tarihi ta İslamiyet öncesine kadar gitmektedir. Raga iline bağlı bir ilçe/köy olduğunda bu ilin yeraltı bir yerleşim alanı olduğu dikkat çekicidir. bu ilçe/köy 12 mahalleden oluşup zamanla eşkiyaların yaşadığı ve saklandığı yer haline gelmiştir. Söz konusu yeraltı şehri böylece eşkiyalarıyla ünlü olmuş ve koskoca yeraltı şehri bir avuç eşkiya yüzünden topyekun yok edilmiştir. Halaç Türkleri ve Şahseven ağzı bu bölgede konuşulmaktaydı. Tahran’ın Farslaştırılma süreci Kaçar devleti döneminde başlamış ve Rızahan döneminde bu süreç tamamlanmıştır. Hala Tahran’a bağlı Şehriyar, Kerec ve Heştgerd iller ve köyleri tamamen Türkçe konuşmakta ve varlığını cılız da olsa sürdürmektedir.
NOT: İran’daki Türkçe konuşan halklara Azeri demek yanlış bir deyim olduğunun bir gerekçesi de, oradaki Türklüğün tek şive üzerinden olmadığıdır. Eğer günümüz Azerbaycan cumhuriyetinde konuşulan dili esas alırsak en yakın lehçe belki İran’ın Erdebil ilinde konuşulan dil olabilir. Irak Türkmenlerinin konuştuğu dile yakın Türkçe ise,Hameden, Erak ve Tahran yerlileri konuşmaktadır. Türkmenistan ağzına yakın ise Türkmensahra ili ve civarı konuşmaktadır. Gök Türkçenin bugün tek konuşan ağzı Halaçlar günümüz İran’ın orta kısmında yer alan Halaçistan bölgesinde konuşulmaktadır. Urum Türkçesi ise kendi başına farklı özellikleri varken, Tebriz Türkçesi tamamen farklı ve kendine has özellikler taşır ve Bakü Türkçesinden tamamen kopuktur ve daha çok Özbekçe ve Gök Türkçe karışımı bir dile yakındır. Bunlara ek olarak Kızılbaşlar ve Zencanlıların konuştukları dil ayrıca kayda değer özellikler taşır. Bu doğrultuda İran’ın her yerinde izi olan ve üstelik yüzyıllardır kendilerine Türk diyen bir milletin adı Azeri olamaz. Bu sözü Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları isterseler kullanabilirler, ancak İran Türklüğünü Azeri halkına indirgemek, cehalet, sığlık ve ihanettir….
Ümid Yazar
Totemik Dil

Yorumlar