Rusya: ABD, Türkiye ile askeri teknik işbirliğimizden vazgeçtirtmeye çalışıyor

Afganistan Türklüğü ve Türk Dünyasının Büyük İmtihanı

Rusya’nın anadil dersleri politikası faciası

ABD heyeti, Ankara’da İran yaptırımlarını görüştü

KAFKASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TÜRKİYE’NİN KAFKASYA’YA YÖNELİK POLİTİKALARINI ŞEKİLLENDİREN ETMENLER VE DIŞ POLİTİKA ÖNERİLERİ RAPORU

Gündem 29 Haziran 2018
71

KAFKASYA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ
TÜRKİYE’NİN KAFKASYA’YA YÖNELİK POLİTİKALARINI ŞEKİLLENDİREN ETMENLER VE DIŞ POLİTİKA ÖNERİLERİ RAPORU
Biri 20. yüzyılın sonunda, diğeri 21. yüzyılın başında meydana gelen iki olay uluslararası sistemi bir yüzyıldan alıp diğer bir yüzyıla taşımıştır. Bu iki olay 1991 yılında SSCB’nin dağılması ve 11 Eylül 2001 terör saldırılarıdır. 1991-2001 yılları arasında geçen on yıllık süreç ise bir geçiş dönemi olma özelliği taşımıştır. Bu geçiş dönemine yerel savaşlar ve çatışmalar hâkim olmuştur.
1991 yılında SSCB’nin dağılması ile birlikte Soğuk Savaş dönemi sona ermiştir. SSCB’nin ardılı olan Rusya Federasyonu; Doğu Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya’da jeopolitik kayıplara uğramıştır. Bu coğrafyalarda ise güç boşluğundan kaynaklanan jeopolitik boşluk alanları oluşmuştur. 1991-2001 yılları arasındaki geçiş döneminde bu jeopolitik boşluk alanlarında bir güç mücadelesinin yaşandığına hep birlikte şahit olduk. Aslında bu güç mücadelesi hâlen devam etmektedir. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB’nin Orta Doğu’daki güç mücadelesi de düşünülürse, 1991 sonrası dönemde Orta Doğu’nun daha da istikrarsızlaşması kaçınılmaz olmuştur.
1991-2001 yılları arasındaki geçiş sürecinde Balkanlar ve Doğu Avrupa’daki jeopolitik boşluklar ABD’nin kontrolünde AB tarafından doldurulmuştur. Orta Doğu hâlen istikrarsızlığını devam ettirse de bu bölgede “dominant güç” ABD’dir. 11 Eylül sonrası yapılan Afganistan Harekâtı ile Orta Asya’daki ABD kazanımları düşünülürse, ABD’nin Orta Asya’da Rusya Federasyonu ve Çin’e karşı avantaj sağladığı söylenebilir. Fakat Orta Asya’da en etkili gücün Moskova olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Gelecek dönemde Orta Asya’da Rusya Federasyonu, ABD, Çin, Hindistan ve bir ölçüde de Japonya’nın etkili olabileceğini söyleyebiliriz ve tam anlamıyla Orta Asya 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde jeopolitik bir rekabet alanı olmaya adaydır.
Kafkasya’ya baktığımız zaman ise bölgede ağırlıklı olarak Moskova’nın ve Washington’un devamı için

kafkasya-rapor123

Yorumlar